Ocak 21, 2010 Geliştirici: gizlinesne

un ve tuz var elimde. yavaşça su ekliyorum, biraz da maya. karıştırıyorum ellerimle, gözlerim ellerimin hareketinde, aklım sadece yaptığım işte. karıştırıyorum, yoğuruyorum, yoruluyorum, durup sadece bakıyorum ve toparlıyorum kendimi. karışıyoruz, yoğruluyoruz, yoruluyoruz ve toparlıyoruz kendimizi yeniden. “artık hazır.” diyor bir ses. ben bilmiyorum ki hazır olmanın güven verici sıcaklığını. o yüzden sesin dediğine inanmak istiyorum, “hazırsın.” diyor bana, “git ve kendinle olan mücadeleni bitir, kendini yaralamaktan vazgeç. günlerini başıboş bırakma, cümlelerini de. ” tam bu noktada tüm bunların küçük bir hayat için fazla olduğunu düşünmeye başlıyorum, susuyorum.
hamur hazır, mayalanması için beklemeli. sabırla bekliyorum şimdi, hazır olduğumda duyacağım sıcaklığı bekliyorum.
kayıt dışı kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Ekim 29, 2009 Geliştirici: gizlinesne

bu gece derinlerdeyim.
uzun zamandan sonra ilk defa şükür duygusu geldi ziyaretime. insanların arasında yürüdüm, seslerini duydum, gözlerinin içine baktım. mozart, yann tiersen, beatles, teoman, cardigans, placebo ya da sezen aksu; hepsini aynı güzel hislerle karşıladım. ıslandım, burnum kızardı soğuktan ve rüzgardan ama kelimelerin ulaşamadığı bir güzellik vardı bunda.
iyiyim ben bugün, iyi. her ne kadar şikayet etsem de dengesiz duygu durumlarımdan, günler böyle geçiyor işte. hayatımın günleri.
şimdi uyku gelmeli, elimden kimsenin alamayacağı şeyi vermeli.
ve ben yaşıyorum demeliyim.
*ölümsüzlük, ölümü sayılamayacak kadar çok görmek ama hiç bir zaman ölüme sahip olamamak demek ve bu da giderilemeyecek bir eksiklik; içimden geldi, yaşıma başıma bakmadan.
kayıt dışı kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Ekim 20, 2009 Geliştirici: gizlinesne

ellerim var benim, küçük. yapmayı bilirler çoğu şeyi ama bazen de yıkarlar bile bile. üzgün olurlar, hata yaptıklarını farkederler de yine de vazgeçemezler güzel şeyleri mahvetmekten. karanlıkta yaşamaya başlarlar o zaman, ışığı kendileri kapatmıştır çünkü, dokunuvermiştir parmaklardan biri düğmeye. acı çekseler de sesleri çıkmaz çoğunlukla. “hakettik biz bunu.” derler ne gelirse başlarına. sonra o karanlıkta birbirlerini de kaybederler, “kendilerini” kaybederler. ne yapacaklarını bilemezler, titremeye başlarlar, üşürler. ışık kendiliğinden ortaya çıksa bile yine de bir şey yapamazlar; affedilmek için beklerler sadece.
ellerim var benim, küçük. çoğu şeyi yapmayı öğrendiler ama yaptıklarını korumayı öğrenemediler bir türlü. bu yüzden korkmaktayım işte, keşke dağıtmasalar hayatımı yeniden ve yeniden. keşke tüketmeseler ışığı her seferinde daha da gereksiz sebeplerle.
ellerim var benim, küçük. nereye koyacağımı bilemiyorum onları.
günler kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Eylül 20, 2009 Geliştirici: gizlinesne

güneyi kaybetmeden kuzeyi bulmak… ne kadar da kolay gözüküyor değil mi? kuzey ve güneyin aynı doğrultu üzerinde olmadığı durumlar da var, o zaman ne yapmalı? arada kalmış olduklarını kabul etmeyen, benim tek bir yönüm var diyenlerin olduğu bir yerde ortak bir nokta bulmaya çalışıyorum. yine kendimi keşfetmek için, bilmediğim özelliklerimle tanışmak için güzel bir fırsat. burada her yol insanın kendisiyle tanışmasına çıkıyor aslında, bulunduğum şu durum için yapabileceğim en marjinal yorum bu olur herhalde. ne kadar acımasız, kararlı ve güçlü olabildiğimi keşfediyorum şu aralar. fiziksel değil ama duygusal anlamda “kas”larım gelişiyor sanki. dünyayı her zaman ıslak olmaya alışmış ama şu anda kurumuş gözlerimle seyrediyorum; yavaş yavaş dilsizleşen, heykele dönüşen, vazgeçemediğim ve vazgeçemeyeceğim nefeslere ısrarcı bakışlarla bakıyorum. beni anlayın ve affedin diyorum sadece, bir zaman sonra sizi bu şekilde mutsuz ettiğimi unutacaksınız çünkü gerçekten çok mutlu olacaksınız ve bu mutluluğa sebep yine “ben” olacağım, “biz” olacağız…
hayat zor ama yine de dengeli, yazılabilecek bir çok güllü çiçekli cümlenin yanına dikenli taşlı cümleler de geldi şimdi. düşünceli bakışların altında kalmadan taşımalı onları, ve yine de teraziyi bir şekilde dengede tutmalı. konuşmayan diller yerine her şeyi anlatmalı, yalana başvurmadan gerçekleri söylemeli hep, acıya katlanmayı öğrenerek. evet evet, tüm bunları yapmalı…yalnız olmadığını bilerek…yalnız değilim çünkü, değil mi?
günler kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum »